... uzandı bir banka, soğuktu hava. Açtı kitapta kaldığı yeri, üzerine tutturduğu minik okuma lambasının mandalını ileriye attı. Gecenin o saatinde kimseler olmazdı ya civarda, bir adam geçti yanından köpeğiyle, kimse kimseyi umursamadı. Bir süre yumdu gözlerini, üşüdüğünü hissetmek istedi, hafif titredi. Tekrar açtı kapağını kitabın, lamba zaten hiç sönmemişti.
Hayret, çoktan uyumuş olurdu bu saatlerde. Sütünü içmiş, perdelerini kapatmış, ışığını söndürmüş, bilgisayarını yarım saat sonra kapanmak üzere ayarlamış, kitabını okumuş, kaleminin kapağını kapatıp yastığının altına koymuş, duasını etmiş, ardından da rüyalara dalmış olması gerekirdi. Bu gece onu sokaklara atan şey neydi acaba? İyice titriyordu artık soğuktan ama eve de gidesi yoktu. Soğuktan tutmayan bacaklarını hareket ettirdi. Kulağına son ses müzik verdi açılsın uyuşan beyni diye. Kendine geldi, kalktı banktan, sarıldı kitabına ve yürüdü. Apartmana geldi, asansöre bindi. Evdekiler güzel uykularından olmasınlar diye çok sessizce açtı kapıyı, parmak uçlarında yürüdü, sütünü içti, ışıkları hiç yakmadı, perdelerini de kapatmadı, uzandı yatağına.. Saatler geçti.. Uyuyamadı..
Şimdi de kahvaltı zamanı..